- Hata
-
- XML Parsing Error at 1:446. Error 9: Invalid character
Ceza-yı Sinimnar
Sanırım bu sözü artık bilenimiz kalmadı. Ancak çok değil, daha elli sene öncesin insanları, ceza-yı sinimmar denildiğinde yüreklerinde bir acı hisseder ve “vah ki vah!” diye hayıflanırlardı.
Ceza, “iyi veya kötü, bir şeyin karşılığı; ceza ve mükâfat” demektir. Ruz-ı ceza, “her şeyin karşılığının verileceği gün, kıyamet günü” manasına gelir ve içinde iyiliklerin de karşılığı, yani mükâfat (mücazat) gizlidir. Oysa bugün kelimenin iyi manası tamamen unutulmuş, yalnızca kötü manasıyla ceza anlaşılır olmuştur.
Şimdi anlatacağımız hikâye ise bambaşka bir ceza türünü konu alır:
“İran şahlarından Numan Bin Münzir eğlenceyi seven, dünyanın zevk ü safasına düşkün, bu uğurda her türlü devlet imkânını seferber etmeyi huy edinmiş şuh yaratılışlı bir hükümdar imiş. İran halkı onun zamanında zevk ü safa içinde yaşamış. Devlet hazinesinin bu harcamaları bu uğurda sarf edilir olmuş.
Münzir, halkını rahat yaşatan bir şah olarak tarihe geçmek için ne gerekiyorsa yapmaya azmetmiş. Bu uğurda kendisi, halkına örnek oluyor ve dünya nimetlerinden istifade uğruna hiçbir fedakârlıktan kaçınmıyormuş.
Bir ara aklına bu icraatlarını anıtlaştıracak bir köşk yaptırmak gelmiş. Ülkenin en büyük ve maharetli, olan Sinimmar’ı huzura çağırmışlar:
- Bak a mimarbaşı, demiş Münzir, benim için öyle bir yerde öyle bir saray yap ki dünyadan kâm alma adına hiçbirşey eksik olmasın! Sana iki yıl mühlet!..
Sinimmar, bu emri alır almaz işe koyulmuş. Önce ülkeyi bir uçtan diğerine dolaşmış. Kufe’de Fırat sahillerinde hakim bir tepeyi beğenmiş. Gerekli hazırlıkları tamamlayıp hemen işe koyulmuş. Münzir, hiçbir fedakârlıktan ve masraftan kaçınmıyormuş. İki yılın hitamında saray tamam olmuş ve sinimmar Şah’a sarayını gezdrimiş. Şah, devletin ileri gelenleriyle birlikte sarayın her katına, her odasına, her penceresine geldikçe hayretten hayrete düşüyormuş. Sinimmar saraya öyle bir ışık perspektifi vermiş ki Şah için hazırlatılan oda günün her saatinde ayrı renkte görünür, sabah ki rengi mavi iken, kuşluk vakti havaî, öğleyin beyaz, ikindi de sarı olurmuş. Münzir bütün odaları gezikten sonra, Sinimmar onu sarayın terasına çıkarıp güneşin batışını seyrettirmiş. Münzir, her dakikada heyecanı artarak akşamı etmiş. Nihayet usta mimar onu maiyetinden ve hizmetkârlarından ayırıp bir mahzene indirmiş. Mahzende kendisine, bir taşı işaret ederek demiş ki:
- Şah-ı şahanım!.. Bendenizden adınıza bir saray yapmamı istediniz. İşte bu Havernak Sarayı, dünya durdukça sizin adınızı yaşatacaktır. Sarayınızın anahtarı da şu gördüğünüz taştır. Eğer bir gün saraydan bıkarsanız yahut gönlünüzü hoş etmez hale gelirse, şu taşı çekip sarayı terk ediveriniz; bir saat sonra yerle bir olacaktır.
Numan Bin Münzir, sanatında bu derece maharet gösteren Sinimmar’ı binlerce sözle övdükten sonra, ertesi gün kuşluk çayını terasta beraber içmek ve maddî iltifatlarını sunmak üzere davet edip odasına çekilmiş. Önceleri ona ne tür bir hediye verse bu şaheserin karşılığı olmaz diye düşünmüş ve hazineler bağışlamayı kafasına koymuş. Ancak saatler ilerledikçe şeytan gönlüne vesvese verip “Ya bir başkası için sarayın bir eşini daha yapar; yahut şifre taşın yerini başkasına söylerse!” diye aklına fitne salmış. Ertesi gün Sinimmar, kendinden emin, insanların alkışları arasında sarayın merdivenlerini tırmanıp terasa çıkmış. Şah onu Fırat manzarası seyretmek üzere korkuluğun kenarına getirmiş ve sırtından iterek mükâfatını vermiş. Zavallı Sinimmar uçuruma doğru süzülürken sesi kayalıklarda yankılanıyormuş:
- Diğer taş şahım, diğer taş!..
Derler ki Sinimmar’ın anahtar taşının bir benzeri daha var idi. O taş diğerinin aksine her yıl çıkarılıp yerine yenisi konulmazsa saray yine çökmeye mahkûmdu.
İşte bu hadiseden sonra ceza-yı Sinimmar, dillere destan olmuş.
Bugün Havernak Sarayı’nın yerinde yeller esiyor, Münzir’in ise adını hatırlayan yok. Ancak eminiz ki dünya durdukça Sinimmar adı yaşayacaktır. Çünkü o mükafât yerine cezaya çarptırılmanın, ceza-yı Sinimmar’ın sembolü olagelmiştir.
Çevrenize bakınız. Mutlaka bir Sinimmar ile karşılaşacaksınız. Dünyada zalim Münzir’ler var oldukça elbette mazlum Sinimmar’lara da rastlarsınız. Ve unutmayınız, zalim olmaktansa mazlum olmak daima iyidir.
İSKENDER PALA (İki Dirhem Bir Çekirdek)
Yorumlar (0)
Bu yorumun beslemesine abone olunYorum yaz





