Sadece belirli bir zaman dilimlerine ifade ettiği için popüler kelimesinden geldiğinden, yani kendi adı itibariyle pop müzik her zaman gelip geçicidir. Zamane sanatçıların pop müziğin önüne geçilemez yıkıntılarından bahsetmesi ise gerçekten güldürecek bir olaydır çünkü pop müzik zaten vasat öğelerle bezeli olduğu için "pop" müziktir. Pop müzikten çok fazla bir anlatım bütünlüğü, nota kompozisyonları bekleyemeyiz. Sadece küçük heyecan kırıntılarından ibaret olduğu için kitlesel anlık bir patlamadan ibaret yaşam saniyeleri vardır. Tabiki bu patlamaların niteliksel yönleri ise kime, ne kadar seslendiği ve nasıl bir endüstri haline geldiğininin de cevaplarını kuşkusuz gözler önüne seriyor.
Ülkemiz sınırlarını tersten aşan dünyanın bilindik o meşhuuur pop sanatçıları içinde benzer kuralların işlediğini, bizim "pop" sanatçılarımızdan aslında bir farkı olmadıklarını, onların sadece daha iyi pazarlama yaptıklarını belki de bilmemize rağmen ışılıtılı zokaların bizim için ne kadar çekici olduğu, aslında birer kocakafalı b'alık olmamızdan mı sebeptir bilinmez ... Ya da dünyayla ilgili hiçbir düşüncesi gaylesi hayat görüşünden uzak, elini gazeteye, kitaba uzatmayan, tek düşüncesi en kolay yoldan bir bölüm bitirip biran an önce "vole"yi vurma olan, ciddiyetin her türlüsünden sıkılan, kendi sığ hayat görüşüne tercüman arayan yarış atı gemlerini ağzına geçirmiş gençlerin de üretkenlik araması da nasıl bir tezat olursa artık! Buna göre arz ile talep arasındaki müthiş uyum ve bu uyuma ayak direyenleri sindirmeye çalışılması da hiç ilginç değildir...
Zaten popçulardan ciddi anlamda bir yenilik, entellektüel bir duruş veya kalıcı eserler bırakmalarını istemek ne kadar boş bir istekse de, yine de 90'larda birşeyler yapmaya çalışanların, şimdiki yeni nesil popçuların yanında aslında ne derecede vizyon olarak üstün olduğunu söylemek gerekiyor sanırım. Çünkü Türkiye'de pop müziğin şekillenmesinde toplumsal yönetim anlayışlarının büyük bir etkisi oldu. 80 öncesi yılların kutupsal anlayışlı sert üslubu yerini yavaş yavaş ılık havalara bıraktığı ve ardından Özal döneminin değişimci yapısıyla gelişmesi 90 larda yaşanan patlamanın yerini şimdiki zaman Türkiye'sinde nasıl bir tüketici ve öğütücü bir müzik yapısına dönüştüğümü algılamak aslında hiç zor değil. Alın size günümüz "pop" yıldızlarının "meşhur" şarkılarını ortaya çıkaran "sanatçı"sı Sinan Akçıl.
Wiki diyorki; "Akçıl, şimdiye kadar başta İzel olmak üzere Enbe Orkestrası, Ferhat Göçer, Candan Erçetin, Yaşar, Zeynep Casalini, Mustafa Sandal, Gülben Ergen, Ebru Gündeş Kutsi gibi isimlerle çalışmıştır. En son Hadise'nin Mayıs ayında yapılan 2009 Eurovision Şarkı Yarışması' nda Türkiye' yi temsil edip dördüncü olduğu Düm Tek Tek şarkısına imza atmıştır."
Adı geçen insanlar ve ülkeyi temsil hakkı verilen müthiş anlamlı "düm tek tek" şarkısı yeterince ipucu olmuştur nasıl bir yerde olduğunu anlatmak için. İşte böyle bir "sanatçı" birkaç gün önce her albüm yapanın standı haline gelen 2 programdan biri olan Beyaz "Show" da ; eurovision'a bu yeni şarkısıyla gitseymiş kesin birinci olurmuşmuş, dinleyici kitlesinden öyle bir sıcaklık hissetmişmiş gibi sözleriyle kendini zaten nasıl bir yerde lanse ettiğini anlıyoruz.
Fakat işin ilginç tarafı böyle bir iddialı kelimeler konuşturan bir parçanın tamamen ç"alıntı" olması. dinleyip siz kararı verin artık...
Yazıdaki niyetim bu adamı afişe etmek değil zaten. Türk popunun böyle önemli bir adamı bile böyle bir işe kalışabiliyorsa beni esas rahatsız eden tarafı yani sıfır üretkenliğe doğru gitmemiz olduğudur. En başta söylediğim pop müzikten birşeyler beklemek olmaz sözümü çiğneyerek, bari birazzzcık olsun üretken olun demek hakkım sanırım. Herneyse; Bütün bu manipülatif medyayla bir sağa bir sola yatan eğlence sektörününde mottosu "alan memnun satan memnun, sendemi şair oldun lan mecnun" olanlar içinde bize de artık bu yapıyı bir işkence şeklinde olarak algılamayı bırakıp iyisini de kötüsünü de sonuçta bir tecrübe diyerek değerlendirmek düşüyor. Çok mu iyimser oldu :)
Anasayfada fotoğrafı görünce albüm haberi yaptığını düşündüm. Başına güneş geçtiğini varsaymıştım ama havalar da malum (: Aynısını çalmış eleman ((:
* Aktivasyon maili gelmedi. esh ben ;)
ziyaretçi ,
Nisan 27, 2011
+0
Yorum yaz
Hayatın AkışıYeni VideolarLastfm - TweetsHakkımda
An error occured during parsing XML data. Please try again.
Aforizmalar
Neşelilik doğrudan doğruya bir kazançtır. Yalnızca o, mutluluğun nakit parasıdır ve ötekiler gibi, sadece bir banka senedi değildir; çünkü yalnızca o, doğrudan doğruya şimdiki zamanda mutlu eder; bundan dolayı öz için en yüce mülktür, gerçekliği iki sonsuz zaman arasında bölünemez bir şimdiki zaman biçimindedir. Buna göre bu mülkün edinilmesini ve geliştirilmesini başka her çabanın önüne koymalıyız.